Vatan Hizmetinde Yusuf Kemal Tengirşenk

Murat Muslu

14.01.2020

61 Kişi Okumuş

0 Yorum

 
Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

Adliye Ve Hariciye Vekilliklerine Seçilmesi

Yusuf Kemâl Bey, Moskova dönüşünde beraberinde getirmiş olduğu altınları Kars’ta bulunan askeri makamlara teslim etti. Daha sonra Sarıkamış’a geçti. Burada 7 Mayısa kadar kaldıktan sonra Erzurum’a geldi. Erzurum’da kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemâl Paşa’dan şöyle bir telgraf geldi:

“Harp Raporu Numarası: 3182

Erzurum’da bulunan Adliye Vekili Yusuf Kemâl Beyefendiye,

İfa buyurduğunuz hidemat-ı bergüzide-i vatanperveraneleri takdir ve zat-ı devletlerini tebrik ederim. Burada mesail-i mühimme-i devletlerinden bir an evvel istifade edilmek üzere süratle avdet buyurmanızı rica ederi.

7 Mayıs 1337 Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemâl”

Yusuf Kemâl Bey, bu telgraf ile kendisinin Adliye Vekili olduğunu öğrendi. Meclis onu gıyabında 30 Ocak 1921 tarihinde bu vekalete seçmişti. Kendisi bu sırada yurt dışında olduğundan yerine vekaleten Hafız Mehmet Bey tayin edilmişti. 16 Mayıs’a kadar Adliye Vekili görevinde kalan Yusuf Kemâl Bey, bu tarihte Meclis tarafından yine gıyabında Hariciye vekaletine seçilmiştir. Bu sıralarda kendisi Erzurum’da bulunduğundan yerine vekaleten Fevzi Paşa atanmıştır. Yusuf Kemâl Bey, Erzurum’da bu gelişmeleri öğrendikten sonra Trabzon ve İnebolu yoluyla 9 Haziran 1921 günü Ankara’ya geldi.

Yusuf Kemâl Bey, Moskova Muahedesini 16 Mart 1921 günü Moskova’da imzaladıktan sonra dönüş yolunda Hariciye Vekaleti’ne getirilmişti. Onun, 16 Mayıs 1921’den 25 Kasım 1922 tarihine kadar olan Hariciye Vekilliği esnasında Milli mücadelenin siyasi yönü bakımından çok önemli gelişmeler olmuştur; Ankara İtilafı, (21 Ekim 1921) batıya açılan ilk pencere olması bakımından çok önemlidir. İktisat Vekaleti uhdesinde iken imzalamış olduğu Moskova Muahedesi (16 Mart 1921) Ankara İtilafı’ndan önce doğuya açılan pencere olarak değerlendirilebilir. Milli mücadelenin siyasi stratejisini, doğudan batıya doğru bir seyir şeklinde olmuştur. Şüphesiz bu stratejinin uygulanacağını da Yusuf Kemâl Bey’di. Kars Antlaşması (13Ekim 1921), Ukrayna ile yapılan dostluk anlaşması (2 Ocak 1922), Mudanya Mütarekesi (10 Kasım 1922) gibi siyasi ve askeri antlaşmalar Milli Mücadele tarihimiz açısından önemli kilometre taşlarıdır. Bunlar Yusuf Kemâl Bey’in Hariciye Vekaleti dönemine rastlamaktadır. Mudanya Mütarekesi ve Kars Antlaşmasının dışındaki anlaşmaların müzakerelerinde bizzat bulunmuş ve görüşmelerde ağırlığını hissettirmiştir.

Hariciye Vekilliğinden İstifası

Mustafa Kemâl Paşa Lozan’a gidecek heyet üyeleri arasında Yusuf Kemâl Bey’i Rauf Bey’in isminden sonra ikinci sırada saymakta ve bu konuda kesin bir görüş de belirtmemekteydi. Mustafa Kemâl Paşa ile görüşmesi Ekimin ilk haftalarında olmuştu. Daha doğrusu Lozan’a kimin gideceği konusunda Mustafa Kemâl Paşa karar aşamasına gelmesi Ekimin ilk iki haftasında olmuştu. Zaten Yusuf Kemâl Bey, Mudanya Mütarekesi’nden önce İzmir’de Rauf Bey’le birlikte 21 Eylülden 30 Eylüle kadar Mustafa Kemâl Paşa ile beraber olmuşlardı. Muhtemelen İzmir’de. Lozan’a kimlerin gideceği konusunda fikir teatisinde bulunulmuştur.

Mustafa Kemâl Paşa, 15 Ekimde Bursa’ya gitmeden önce Lozan’a heyet başkanı olarak İsmet Paşa’nın gitmesi gerektiği konusunda Yusuf Kemâl Bey’in teklifi olduğunu belirtmektedir. Nutuk’ta belirtildiğine göre Yusuf Kemâl Bey, bu görevin en iyi şekilde İsmet Paşa’nın yapabileceğini söylemiştir. Bu görüşmeden on gün sonra Mustafa Kemâl Paşa Bursa’dan 24 Ekim 1922 tarihli bir tegraf çekerek Hariciye Vekaleti’nden istifasını ve yerine İsmet Paşa’nın getirilmesi konusunda yardımcı olmasının “münasip” olduğunu belirtmiştir.

Milli Mücadele Sonrası Faaliyetleri

24 Temmuz l923 de Lozan Konferansı’nın sona ermesiyle Türkiye için yeni bir dönem başlamıştır. Yusuf Kemâl Bey, bu yeni dönemin ilk devresinde kendi tedavisiyle meşgul oldu. Ekim l922’de izine ayrılarak önce Karamürsel’de bulunan kayınpederinin çiftliğinde bir ameliyat geçirdi. Burada gördüğü tedavinin yeterli olmaması üzerine Kasım ayı içinde Viyana’ya gitti. Viyana’da gerekli tedaviyi gördükten sonra l923 yılının baharında yurda döndü.

Bu arada Türkiye Büyük Millet Meclisi, l Nisan l923 günü yeni seçim kararı almıştı. Seçimlerin yenilenmesi sebebiyle meclis başkanı Mustafa Kemâl Paşa, Yusuf Kemâl Bey’e özel bir mektup göndererek Sinop’tan aday olmasını istedi. Bunun üzerine Sinop’dan aday olarak seçimlere girdi ve milletvekili seçildi.

Yusuf Kemâl Bey, Londra Mümessilliği görevinden döndükten sonra 1925 yılında açılan Ankara Hukuk Mektebi’nde İktisat profesörü olarak görevlendirildi. Bu okulun ilk öğretim üyelerindendir. Burada 1928 yılına kadar İktisat, bu tarihten sonra İktisat ve İktisat Mezhepleri derslerini okuttu

1926 yılında aynı okulda Türk İnkılap Tarihi profesörlüğüne tayin olundu. Aynı yıl Mecliste Adalet Komisyonunda sözcü olarak bulundu ve Medeni Kanun ile Türk Ceza Kanununun çıkmasında hizmetleri oldu. 1934 yılında açılan İstanbul Üniversitesi İnkılap Enstitüsü’nde ilk dersi verdi

27 Eylül l930 tarihinde açıklanan kabinede Yusuf Kemâl Bey, Adliye Vekili olarak yer aldı. Bu göreve getiridiği sırada Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Profesör olarak görev yapmaktaydı.

Yusuf Kemâl Bey, Adliye Vekaleti’nden istifa ettikten sonra milletvekilliği yanında Üniversitede ders vermeye devam etti. l94l yılında bu görevinden istifa ettikten sonra aynı yıl meydana gelen ve ülke genelinde geniş yankılara sebep olan Refah Olayı’nın Soruşturma Komisyonu’nda görevlendirildi. Bu görevlendirme Yusuf Kemâl Bey açısından bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü bu olaydan sonra yapılan genel seçimlerde milletvekili olamayacaktır.

Yusuf Kemâl Tengirşenk, l943 yılında yapılan genel seçimlere CHP yönetimi tarafından ismi listeden çıkarıldığı için TBMM’ye girememişti Bu arada Türkiye’de çok partili siyasi hayata geçiş dönemi başlamıştı. Yusuf Kemâl Bey’de l946 yılında yeni kurulacak olan Demokratik Parti’den meclise girecektir.

Yusuf Kemâl Tengirşek’in DP’ye girişi ve Parti Genel İdare Kurulu’na alınışı Genel başkan Celal Bayar tarafından gerçekleştirilmiştir. Bayar, Tengirşenk’in Çamlıca’daki evine kadar giderek partiye ve Genel İdare Kurulu’na girmesini teklif etti. Tengirşenk’te bu teklifi kabul ederek DP’ye girdi. Parti içi anlaşmazlıklar nedeniyle 10 Mart 1948’de DP’den istifa etti.

27 Mayıs l960 tarihinde askeri darbe olmuş ve sivil hükümet yerini askeri hükümete terketmek zorunda kalmıştı. l96l yılının ocak ayında yeni bir anayasa yapmak üzere Kurucu meclis oluşturuldu. Yusuf Kemâl Tengirşenk, Cumhuriyetci Köylü Millet Partisi kontenjanından Kurucu Meclise üye olarak seçildi.

Kurucu Meclis’in görevini tamamlayıp dağılmasından sonra hatıralarını yazmaya başlayan Tengirşenk, hayatının son yıllarını Çamlıca’daki evinde geçirdi ve yalnızlıktan şikayet etmeye başladı.

Nihayet milli mücadelenin bu önemli şahsı, yakalanmış olduğu zatürre hastalığından kurtulmayarak l4Nisan l969 günü vefat etti. Vefat ettiğinde 9l yaşındaydı. Cenazesinde vasiyeti üzerine Kuleli Askeri Lisesi’nden bir grup öğrenci bulundu. Vasiyeti gereği Devlet töreni yapılmadı. Tengirşenk’in cenazesi, Alemdağ mezarlığındaki aile kabristanına defnedildi.

Not: Yusuf Kemal Tengirşenk hakkında dördüncü ve son yazımızı bitirmiş olduk.

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

KÖŞE YAZARLARI

Boyabat'ın ilk yerel sitesine

Hoşgeldiniz

BOYABAT.COMTüm Yazarlar İçin Tıklayın

buraya tıklayınız



BOYABAT.COM