Sorbonne Doktoralı Halk Çocuğu; Yusuf Kemal Tengirşenk-1

Murat Muslu

25.12.2019

270 Kişi Okumuş

0 Yorum

 

“Boyabat Mahalle Mektebi’nde şalvarla bağdaş kurarak besmele çektikten sonra günün birinde kolalı Beyaz yaka gömlek popiyon kravat ve siyah rodengotla Sorbon şeref salonunda doktora veren halk çocuğu. Devrimizin en temiz insanı. Bu asra tepesinden bakan en parlak Türk zekâsı.”

Yusuf Kemal Tengirşenk Mustafa Kemal Atatürk’le birlikte

Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu böyle anlatıyordu Yusuf Kemal’i.  Yusuf Kemal Tengirşenk 17 Temmuz 1878 tarihinde Boyabat’a bağlı Sakız köyünde doğmuştur. Adını annesi Fatma hanımın babası olan kasaba eşraflarından Hacı Yusuf Efendi’den almıştır. Babası Anadolu’nun muhtelif yerlerinde naiblik ve kadılık yapan Nuvab Mektebi mezunu Hasan Raci efendidir.

Beş yaşında sıbyan mektebine gitmeye başlayan Yusuf Kemal, Taş Mektep denilen eski usul bir mektep’ de okumuş ve herkesten evvel hatim indirerek Rüştiyeye başlamıştır. Babasının tayini dolaysıyla Taşköprü’de bulunan Yusuf Kemal Rüştiyeyi ‘pekiyi’ dereceyle bitirmiştir. Rüştiye’den sonra bir müddet Boyabat’ta kalan Yusuf Kemal günlerini kitap okumakla geçirmiş ve adeta mahallenin okuyucusu olmuştur. Uzun kış gecelerinde dedesinin geniş evinde toplanan hanımlara ‘Kan Kalesi’, ‘Aşık Kerem’ gibi kitaplar okuyordu.

Yusuf Kemal, 1889 yılının baharında “bir türlü sevemediği” babasıyla birlikte okumak için İstanbul’a geldi. Babası onu Nuvab mektebine göndermek istiyor, İstanbul’da bulunan Ağabeyi Abdulahat Nuri Bey ise askeri bir okula göndermeyi düşünüyordu. Aslında Kemal, babasına pek ısınamadığı için ağabeysine meylediyordu fakat o zamanın terbiyesi gereği ses çıkaramıyordu. Neyse ki, babasının kendisini ağabeysine teslim edip görev mahalline gitmesiyle ağabeysinin istediği okula kaydını yaptırdı.

 Yusuf Kemal, 1889 yılının Eylül’ünde Şehzadebaşı’ndaki Numune-i Terakki Mektebi’ne imtihanla kaydını yaptırdı. Ücretli olan bu okula üç ayda bir altın ödeniyordu. Y. Kemâl, okula devam etmeye başladı. Fakat o zamanın âdetine uyarak en sonra gelen öğrenci olduğu için en arka sırada oturuyordu. Okula kayıt yaptırırken bir altın ödemişlerdi. Fakat daha sonra şeref öğrencisi olduğu için kendisinden ücret alınmamıştır.

Yusuf Kemâl, Nümune-i Terakki Mektebi’nde iki yıl okuduktan sonra 1891 yılında Topbaşı Askeri Rüşdiye’sine imtihan vererek dördüncü sınıfına kabul edildi. İki ay bu okula devam etti. Daha sonra kaydını Fatih Askeri Rüşdiyesi’ne aldırdı. İki ay geç başlamasına rağmen 600 kişilik sınıfta yılsonu yapılan imtihanda birinci oldu. 1892 yılında bu okuldan pekiyi dereceyle mezun oldu. Aynı yıl Kuleli Askeri İdadisi’ne kaydını yaptırdı. Burada yeni bir çevre edindi. Başarılı olduğu için el üstünde tutuluyordu

Yusuf Kemal, Kuleli İdadisinin birinci sınıfında (1892) “Mektepliler Cemiyeti” adıyla anılan gizli cemiyete üye oldu. Bu cemiyet, daha sonra İttihat Terakki adını alacak ve devletin kaderinde söz sahibi olacaktı. Yusuf Kemal’in Gizli Cemiyete girişinde Tunalı Hilmi tarafından yemin ettirildi. Cemiyet işleriyle uğraşırken tahsilini de ihmal etmiyordu.

Yusuf Kemal bir gün arkadaşları ile ava gider. Burada başına talihsiz bir olay gelir. Av tüfeğini değnek yerine kullanır ve bir hendekten geçmek isterken tüfek patlar ve sağ eli ciddi yaralanır. Haydarpaşa Hastanesinde muayene olan Y. Kemal hastaneye yatırılır. Bir ay kadar yemek yemeden, limonata ve peksimetle karnını doğurur. Y. Kemal hastalığı esnasında bile Cuma namazını kaçırmazdı. Bu zayıflıktan kurtulmak için kınakına şarabı vermeye başlamışlardır. Ancak Yusuf Kemal içmemekte kararlı davranmıştır. Daha sonra hastanede yatan bir müftü ’den aldığı fetva ile şarabı içmiş ve kısa sürede iyileşmiştir.

Haydarpaşa Askeri Hastanesinde bir ay kadar tedavi gördükten sonra taburcu oldu. Kolu kesilmemişti ama parmakları hareket kabiliyetini kaybetmişti. Bu durumda Yusuf Kemal’in Kuleli Askeri İdadisi ‘ne devam etmesine imkân yoktu. Ama O, askeri okulda okumak istiyordu. Ayrıca hastanede etkilendiği tıbbiyeli öğrencilerin bilgisine sahip olmayı arzu ediyordu. Şu durumda Yusuf Kemal, Teftiş-i İnsani Askeri Heyeti’nin kararıyla ihraç olunacak veya Askeri Tıbbiye’ye nakledilecekti. Heyet, Yusuf Kemal’in okuldaki başarısını dikkate alarak Askeri Tıbbiye’ye nakline karar verdi.

Devam edeceğiz…

Not: Bu yazı İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Cumhuriyet Tarihi Anabilim Dalında Yüksek Lisans Dönem Ödevimden derlenmiştir.

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

KÖŞE YAZARLARI

Boyabat'ın ilk yerel sitesine

Hoşgeldiniz

BOYABAT.COMTüm Yazarlar İçin Tıklayın

buraya tıklayınız



BOYABAT.COM